..::Fantastik Canavarlar::..



J.K Rowling'in ''Fantastik Canavarlar Nelerdir,Nerede Bulunurlar?'' adlı kitabından alınmıştır.
AkromantulaAkromantula / Acromantula

Akromantula insan dilini konuşabilen sekiz gözlü devasa bir örümcektir. İlk olarak Borneo'nun balta girmemiş ormanlarında ortaya çıkmıştır. Belirgin özellikleri arasında vücudunu saran siyah kılları, arası beş metreye varabilen bacakları, heyecanlandığında ya da kızdığında belirgin bir tıkırtı sesi çıkaran kıskaçları ve zehirli salgısı vardır. Akromantula etoburdur ve büyük avları tercih eder. Toprakta kubbe şeklinde ağlar örer. Dişileri erkeklerinden büyüktür ve bir seferde 100 taneye kadar yumurta yumurtlayabilir. Yumuşak ve beyaz olan bu yumurtalar, deniz topları kadar büyüktür. Yavrular altı ila sekiz haftada yumurtadan çıkar. Akromantula yumurtaları, Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi ve Denetimi Dairesi'nce A Sınıfı Ticareti Yapılamayan Mallar olarak tanımlanmıştır, yani ithali ya da satışı halinde ağır cezalar verilir.

Bu canavarı, büyük bir ihtimalle evlerini ya da hazinelerini koruma amacıyla, büyücülerin yetiştirdiğine inanılır. Sihirle yaratılmış canavarların çoğu için de aynı şey geçerlidir. İnsan zekâsına yakın zekâsına rağmen Akromantula eğitilemez ve hem büyücüler hem de Muggle'lar için çok tehlikelidir

Bir Akromantula kolonisinin Hogwarts arazisindeki ormana yerleştiği kimi büyücüler tarafından bilinmektedir.

Anka KuşuAnka Kuşu / Phoenix

Anka kuşu, görkemli, kuğu boyunda, kırmızı bir kuştur; uzun, altından bir kuyruğu, gagası ve pençeleri vardır. Dağ doruklarına yuva kurar ve Mısır, Hindistan, Çin'de bulunur. Anka kuşu, bedeni işlevini yitirmeye başladığı zaman alev alıp küllerinden yavru olarak yeniden doğmak suretiyle kendini yenileyebildiği için, çok çok uzun zaman yaşar. Anka kuşu, hiç kimseyi öldürdüğü görülmemiş, yalnızca şifalı ot yiyen yumuşak huylu bir yaratıktır. Sırga gibi o da istediği zaman yok olur, yeniden ortaya çıkar. Şarkısı sihirlidir: Temiz kalplilerin cesaretini artırdığı, temiz kalpli olmayanlara da korku verdiği söylenir. Anka gözyaşlarının güçlü şifa verme özellikleri vardır.

At-Adam At-Adam / Centaur

At-adam'ın herhangi bir renkte olabilen at gövdesinin üzerinde bir insan kafası, göğsü ve kolları vardır. Zeki olduğu ve konuşabildiği için kelimenin tam anlamıyla bir canavar sayılmaz ama Sihir Bakanlığı tarafından kendi talebiyle bu sınıfa konmuştur.

At-adam, ormanda yaşar. Şimdi Avrupa'nın birçok bölgesinde at-adam toplulukları olmasına rağmen kökeninin Yunanistan olduğu sanılır. At-adamların bulunduğu ülkelerin her birindeki büyücülük yetkilileri, onların Muggle'lar tarafından rahatsız edilmemesi için at-adamlara özel alanlar ayırmıştır. Ancak insanlardan saklanmak için kendi yöntemleri olan at-adamların büyücü korumasına pek ihtiyaçları yoktur.

At-adamlar gizemli yaratıklardır. Çoğunlukla Muggle'lara olduğu gibi büyücülere de güvenmezler ve aslında aramızda pek bir ayrım yapmıyor gibidirler. Sayıları on ila elli arasında değişen sürülerle yaşarlar. Sihirli şifa verme, kehanet, okçuluk ve astronomi dallarında çok iyi oldukları rivayet edilir.

Ateş YengeciAteş Yengeci / Fire Crab

Ateş Yengeci, adına rağmen, fevkalade mücevherli bir kabuğu olan büyük bir tosbağaya benzer. Anayurdu Fiji'deki bir kıyı şeridi, onlar için bir koruma alanına dönüştürülmüştür. Ateş Yengeci, yalnızca değerli kabuğuna göz koyan Muggle'lara karşı değil, kabuklarından çok değerli kazanlar yapan vicdansız büyücülere karşı da korunmaktadır. Ancak, Ateş Yengecinin kendini savunma mekanizması da vardır: Saldırıya uğradığı zaman arka ucundan alevler fışkırtır. Ateş Yengeçleri ev hayvanı olarak da ihraç edilir ama bunun için özel ruhsat gereklidir.

Ayakkabıcı CinAyakkabıcı Cin / Leprechaun (Klaurinkorn)

Perilerden daha akıllı olan ve şeytancık, cinperi ya da Doksiler kadar kötücül olmayan ayakkabıcı cinler, gene de munzurdur. Yalnızca İrlanda'da bulunan bu cinlerin boyu on beş santime ulaşabilir, renkleri de yeşildir. Yapraklardan üstünkörü giysiler yarattıkları görülmüştür. "Ufak halk" arasında yalnızca ayakkabıcı cinler konuşur, ancak asla "varlık" olarak yeniden sınıflandırılmayı talep etmemişlerdir. Yavrularını doğururlar ve genellikle ormanlarda koruluk alanlarda yaşarlar. Ancak, Muggle'ların dikkatini çekmekten hoşlandıkları için ayakkabıcı cinler de Muggle'ların çocuk edebiyatında neredeyse periler kadar çok yer alır. Ayakkabıcı cinler altın benzeri, gerçekmiş gibi görünen bir madde üretse de, bu madde, onları pek eğlendirerek, birkaç saat sonra yok olup gider. Ayakkabıcı cinler yaprak yer ve adları şakacıya çıktığı halde insanlara kalıcı hasar verdikleri hiç görülmemiştir.

AybuzağıAybuzağı / Mooncalf

Aybuzağı, kovuğundan yalnızca dolunayda çıkan fevkalade utangaç bir yaratıktır. Gövdesi düzgün bir soluk gridir, başının tepesinde patlak yuvarlak gözleri, ince uzun dört bacağı ve koskocaman düztaban ayakları vardır. Aybuzağılar mehtapta ıssız alanlarda arka ayakları üstünde karmaşık danslar ederler. Bunların çiftleşme için bir girizgâh olduğuna inanılır (bu danstan sonra da buğday tarlalarında şaşırtıcı derecede incelikli geometrik desenler bıraktıkları için Muggle'ların kafasının iyice karışmasına neden olurlar).

Aybuzağıların mehtapta dansını izlemek müthiş bir deneyimdir ve çoğu kez karlıdır, çünkü gün doğmadan önce gümüşümsü pislikleri toplanıp sihirli şifalı ot ve çiçek yataklarına yayılırsa, bitkiler çok çabuk büyür, pek de güçlü olur. Aybuzağılar dünyanın her yerinde bulunur.

BasiliskBasilisk

Kayda geçen ilk Basilisk, Yunanlı bir Kara büyücü ve Çatalağız olan Hain Herpo tarafından yetiştirilmişti. Herpo, birçok deneyin ardından bir karakurbağasının üzerinde kuluçkaya yattığı bir tavuk yumurtasından, olağanüstü tehlikeli güçlere sahip devasa bir yılan çıkacağını keşfetmişti.

Basilisk, uzunluğu 16 metreye ulaşabilen parlak yeşil renkli bir yılandır. Erkeğin başının üstünde kırmızı bir sorguç vardır. Dişleri son derece zehirlidir ama en tehlikeli saldırı silahı, koca sarı gözleriyle bakışıdır. Bu gözlere doğrudan doğruya bakan herkes anında ölür.

Yemek kaynağı yeterliyse (Basilisk bütün memelilerle kuşları ve sürüngenlerin çoğunu yer), yılan çok uzun süre yaşayabilir. Hain Herpo'nun Basilisk'inin hemen hemen dokuz yüz yıl yaşadığı sanılıyor.

Basilisk yaratmak Ortaçağ'dan beri yasadışıdır, ne var ki bu işi gizlemek için, Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi ve Denetimi Dairesi geldiğinde karakurbağasının altından tavuk yumurtasını almak yeter. Ancak, Basiliskler, Çatalağızlar dışında kimse tarafından kontrol edilemeyeceği için, başkaları için ne kadar tehlikelilerse çoğu Kara büyücü için de aynı ölçüde tehlikelidirler. En azından dört yüz yıldır İngiltere'de Basilisk görüldüğüne ilişkin bir kayıt yoktur. (ta ki Sırlar Odası'nın kapıları yeniden açılıncaya kadar...)

Benekli BetpençeBenekli Betpençe / Mackled Malaclaw

Betpençe, en çok Avrupa'nın kayalık kıyılarında bulunan ve karada yaşayan bir yaratıktır. İlk bakışta ıstakoza benzemesine rağmen, eti insan tüketimine uygun olmadığı, yüksek ateşe ve göze hoş görünmeyen yeşilimsi isiliklere yol açacağı için, kesinlikle yenmemelidir.

Betpençe'nin boyu otuz santime ulaşabilir, açık gri renkte, koyu yeşil beneklidir. Küçük kabuklu hayvanları yer, daha büyük avları yakalama girişiminde de bulunur. Betpençe'nin ısırığının sıra dışı bir yan etkisi vardır: kurbanını, yaralanma olayından sonra yaklaşık bir hafta süreyle son derece talihsiz kılar. Eğer bir betpençe tarafından ısırıldınızsa, her türlü bahis, iddia ve spekülatif girişimlerden uzak durun, çünkü bu tür uğraşlarda her şey aleyhinize gelişecektir.

BeşayakBeşayak / Quintaped

Beşayak özellikle insanları tercih eden, son derece tehlikeli, etobur bir canavardır. Alçak gövdesi kalın kızıl-kahverengi tüylerle örtülüdür. Her biri küt ayaklarla sona eren beş bacağı da öyle... Beşayak, yalnızca İskoçya'nın en ucundaki Drear Adası'nda bulunur. Drear bu yüzden işaretlenemez hale getirilmiştir.

Efsaneye göre, bir zamanlar Drear Adası'nda iki büyücü aile varmış: McClivert'lar ile MacBoon'lar. McClivert klanının reisi Dugald ile MacBoon klanının başı Quintius'un sarhoş sarhoş tutuştuğu bir büyücülük düellosunun Dugald'ın ölümüne yol açtığı sanılıyor. Hikâyeye göre, McClivert'lardan oluşan bir çete bir gece MacBoon'ların evlerini sardı ve misilleme olsun diye MacBoon'ların her birine Biçim Değiştirterek, onları beş bacaklı korkunç birer yaratığa dönüştürdü. McClavert'lar, Biçim Değiştirmiş MacBoon'ların bu halleriyle çok daha tehlikeli olduğunu çok geç fark ettiler (MacBoon'lar sihir konusundaki büyük beceriksizlikleriyle nam salmıştı). Üstelik de MacBoon'lar onları insan biçimine döndürme yolundaki her çabaya karşı direndiler. Canavarlar, adada hiç insan kalmayana kadar bütün McClivert'ları öldürdü. MacBoon canavarları, artık adada asa kullanacak kimse olmadığından sonsuza kadar öyle kalacaklarını ancak o zaman anladılar.

Bu hikâyenin doğru olup olmadığı asla bilinmeyecek. Atalarının başına neler geldiğini anlatacak bir McClivert'ın ya da MacBoon'un hayatta kalmadığı ise kesin. Beşayaklar konuşamaz. Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi ve Denetimi Dairesi'nin bir örnek yakalayıp Biçim Değiştirme yolundaki her çabasına yılmadan karşı çıktılar. Bu yüzden onlar gerçekten de lakaplarının ima ettiği gibi Tüylü MacBoon'larsa, ömürlerinin geri kalanını canavar olarak sürdürmekten hayli memnun olduklarını varsaymak durumundayız.

BizarcıkBizarcık / Erkling

Bizarcık, Almanya'daki Kara Orman'da çıkmış cinimsi bir yaratıktır. Yercücesinden büyüktür (ortalama doksan santim), sivri bir yüzü vardır ve özellikle çocuklara çekici gelen tiz bir sesle gıdaklar. Çocukları velilerinde uzağa çekmeye çalışıp yer. Ne var ki, Alman Sihir Bakanlığı'nın sıkı kontrolleri, son birkaç yüzyıldır Bizarcık'ların sorumlu olduğu ölümlerin sayısını büyük ölçüde azaltmıştır. Bilinen son Bizarcık saldırısının hedefi altı yaşındaki büyücü Bruno Schmidt'ti. Bu saldırı da küçük Mr Schmidt'in, babasının katlanabilir kazanıyla Bizarcık'ın kafasına şiddetle vurup onu öldürmesiyle sonuçlanmıştı.

BundimunBundimun

Bundimun'lar dünyanın dört yanında bulunur. Sürünerek döşeme tahtalarının altına ve süpürgeliklerin arkasına girme ustası olan bu yaratık, evleri istila eder. Bir Bundimun'un varlığı, çoğu kez kötü bir bozulma kokusuyla kendini gösterir. Bundimun, bulunduğu yerin temellerini çürüten bir salgı salgılar.

Bundimun hareketsiz haldeyken gözleri olan yeşilimsi bir mantar öbeğine benzer, ama korkunca çok sayıda uzun ve ince bacaklarıyla sıvışır. Kirle beslenir. Fırçalama büyüleri bir evi Bundimun istilasından kurtarabilir ama eğer çok büyümelerine izin verilirse, ev yıkılmadan önce Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi ve Denetimi Dairesi'yle (Zararlılar Bölümü) temasa geçilmelidir. Sulandırılmış Bundimun salgısı bazı sihirli temizleme sıvılarında kullanılır.

BurnukBurnuk / Niffler

Burnuk bir İngiliz canavarıdır. Tüylü, siyah ve uzun burunlu olan bu kazıcı yaratığın parıldayan her şeye karşı zaafı vardır. Burnuklar, hazine bulmak için toprağı derinden derine kazsınlar diye cincüceler tarafından beslenir. Burnuk iyi huylu, hatta sevgi dolu olduğu halde mala zarar verebilir, bu yüzden asla evde tutulmamalıdır. Burnuklar derinleri yedi metreye varabilen inlerde yaşarlar ve bir batında altı ila sekiz yavruları olur.

CansararCansarar / Lethifold

Cansarar yalnızca tropik iklimde yaşayan ve neyse ki az bulunana bir yaratıktır. Bir buçuk santim kadar kalınlıkta (eğer kısa süre önce bir kurbanı öldürmüş ve hazmetmişse, daha da kalın) siyah bir pelerine benzer, geceleyin yerde kayıp gider. Bir Cansarar'a ilişkin olarak sahip olduğumuz ilk bilgi, 1782'de Papua Yeni Gine'de tatil yaparken bir Cansarar saldırısından kurtulacak kadar talihli olan büyücü Flavus Belby tarafından kaleme alınmıştır.

Belby'nin açıkladığına göre, Cansarar'ı püskürtecek tek büyü, Patronus'tur. Ancak, genellikle uyuyan kişilere saldırdığı için, kurbanlarının ona karşı herhangi bir sihirden yararlanacak fırsatı bulması zordur. Avını başarıyla boğduktan sonra, Cansarar yemeğini oracıkta, onun yatağında hazmeder. Sonra da evi eskisinden biraz daha kalın ve şişman bir halde terk eder, geride ne kendisinden, ne de kurbanından bir iz bırakır.

CarcarCarcar / Jarvey

Carcar, Britanya, İrlanda ve Kuzey Amarika'da bulunur. Konuşması hariç çoğu yönden fazlaca büyümüş bir gelinciğe benzer. Ancak, neredeyse aralıksız olarak konuşurken kendini kısa (ve genellikle kaba) cümleciklerle sınırlayan Carcar'ın zekâsı, gerçek sohbet için yeterli değildir. Carcarlar daha çok toprağın altında yaşar ve yercücelerini avlar, ama köstebekleri, fareleri ve tarla sıçanlarını da yerler.

CızkıpırCızkıpır / Billywig

Cızkıpır, Avustralyaya özgü bir böcektir. Bir santimden biraz büyüktür ve parlak safir mavisi renktedir ama öle hızlı hareket eder ki, Muggle'lar tarafından görülemez. Hatta çoğu büyücü bile onu ancak kendisini soktuktan sonra fark eder. Cıkıpır'ın kanatları başının tepeinde birleşmişitr ve çok büyük bir hızla döner, böylece uçarken kendisi de kendi etrafında topaç gibi fırıl fırıl döner. Gövdesinin alt tarafına ince uzun bir iğne vardır. Cızkıpı tarafından sokulanlar önce bir baş dönmesine uğrar, sonra sa havaya yükselirler. Genç Avustralya cadılarıyla büyücüleri, bu yan etkilerin keyfini çıkarmak için kuşaklar boyunca Cızkıpır'ları yakalamaya ve kendilerini soksun diye kışkırtmaya çalışmışlardır. Ancak çok fazla sokulma da kurbanın günler boyunca kontrol edilemz bir şekilde havada asılı kalmasına yol açmıştır. Ağır alerjik bir tepkinin söz konusu olduğu durumlarda da, bu havada süzülme durumu kalıcı hale gelebilir. Kurutulmuş Cızkıpır iğneleri birçok iksirde kullanılır ve Fışırdayan Vızvızlar denen popüler tatlının da bileşenlerinden biri olduklarına inanılır.


CinperiCinperi / Pixie

Cinperiler çoğunlukla İngiltere'deki Cornwall'da bulunur. Rengi elektrik mavisi, boyu yirmi santimetredir. Çok muzur olan Cinperi, her tür hileden ve eşek şakasından hoşlanır. Kanatları olmadığı halde uçabilir, tedbirsiz insanları kulaklarından yakalayıp yüksek ağaçların ya da binaların tepesine bıraktığı duyulmuştur. Yalnızca başka cinperilerin anlayabildiği konuşmaları, tiz ve hızlı bir gevelemeden ibarettir. Doğurarak yavrularlar.

CörkpâreCörkpâre / Horklump

Artık kuzey Avrupa'nın her yerinde yaygın olan Cörkpâre, İskandinavya'dan gelir. Seyrek ve ince siyah kıllarla kaplı, etli, pembemsi bir mantara benzer. Şaşılacak hızla üreyen Cörkpâre, ortalama büyüklükte bir bahçeyi bir kaç günde sarar. En sevdiği yiyecek olan solucanları bulmak için toprağın içine kök değil de, kuvvetli dokunaçlarını yayar. Cörkpâre, yercücelerinin çok sevdiği ve lezzetli bulduğu bir yiyecektir ama bunun dışında kayda değer bir yararı yoktur.

ÇatalizÇataliz / Runespoor

Çataliz'in kökeni, küçük bir Afrika ülkesi olan Burkina Faso'dur. Üç-başlı bir yılan olan Çataliz, genelde iki metre kadar bir boya ulaşır. Kara çizgili parlak turuncu renkte olan Çataliz'in görülmesi fazlasıyla kolaydır. Bu yüzden de Burkina Faso Sihir Bakanlığı, bazı ormanları sadece Çatalizler yaşayabilsin diye işaretlenemez hale getirmiştir.

Çataliz, kendisi pek yırtıcı bir canavar olmasa da, vaktiyle karanlık büyücülerin sevdiği bir ev hayvanıydı. Bunda mutlaka çarpıcı ve ürkütücü görünüşünün bir rolü olmuştur. Onların tuhaf alışkanlıkları hakkındaki bilgimizi ise, bu yılanlara bakmış ve onlarla konuşmuş olan Çatalağızlar'ın yazdıklarına borçluyuz. Onların tuttuğu kayıtlardan, Çataliz'in başlarının her birinin farklı bir amaca hizmet ettiği anlaşılıyor. Soldaki baş (Çataliz'e yüzünü dönene büyücüye göre), planlamacıdır. Çataliz'in nereye gideceğine ve ne yapacağına karar verir. Ortadaki baş, hayalcidir (Çatalizler günler boyunca hareketsiz kalıp, görkemli rüyalar ve hayaller içinde kendilerini kaybedebilirler). Sağdaki baş ise eleştirmendir. Sürekli çıkardığı sinir bozucu tıslamayla, sol ve orta başların yaptıklarını değerlendirir. Sağdaki başın dişleri son derece zehirlidir. Çatalizler fazla yaşlanmaz, çünkü başlar birbirine saldırma eğilimi gösterir. Sağ başı yok olmuş Çataliz'lere sık sık rastlanır, bu durumlarda öbür iki baş bir araya gelmiş, onu ısırıp koparmış demektir.

Çataliz ağzından yumurtlar, bunu yaptığı bilinene tek sihirli canavar odur. Bu yumurtalar, zihin kıvraklığını artıran iksirlerin yapımında çok değerlidir. Çataliz yumurtaları ve yılanın kendisi üzerine, yüzyıllardır hızı kesilmeyen bir karaborsa vardır.

ÇizbürüÇizbürü / Chizpurfle

Çizbürüler, boyları bir- bir buçuk milim olan, yengece benzeyen, büyük dişli küçük parazitlerdir. Sihir onları çeker ve Kruplarla Kahşinler gibi yaratıkların kürklerini ve tüylerini istila edebilirler. Büyücü evlerine girip asalar gibi sihirli nesnelere saldırabilir, onları yavaş yavaş kemirerek büyülü çekirdeğe ulaşırlar. Kirli kazanlara girip burada kalmış iksir damlacıklarını da oburca yutabilirler. Sihir yoksa eğer, Çizbürü'lerin elektrikli nesnelerin içine saldırdığı görülmüştür.

Piyasada bulunan çok sayıdaki patentli zehirden biriyle yok edilmeleri kolay olsa da, Çizbürü'lerin sihirli maddeler yiyip şişmesinin ortaya çıkaracağı şiddetli istilayla baş etmek zordur. Bu yüzden de Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi ve Denetimi Dairesi'nin Zararlılar Bölümü'nün yardıma gelmesi gerekebilir.

DalbatakDalbatak / Dugbog

Dalbatak, Avrupa ile Kuzey ve Güney Amerika'da bulunan bataklıklarda yaşayan bir yaratıktır. Hareketsizken kuru bir dala benzer. Ama yakından bakınca yüzgeçli pençeleri ve çok keskin dişleri olduğu görülür. Bataklıklarda kayarak ve süzülerek ilerler, daha çok küçük memelilerle beslenir ve yaya insanların bileklerine de ağır hasar verir. Ancak Dalbatak'ın en sevdiği yiyecek, Adamotu'dur. Adamotu yetiştiricileri zaman zaman çok değerli bitkilerinden birinin yapraklarını tutup çektiklerinde alt tarafta kanlı ve ezilmiş bir yığın bulmuşlardır ki, bunu da Dalbataklara borçludurlar.

Deniz HalkıDeniz Halkı / Merpeople

Dünyanın her yerinde bulunur, ama görünüşleri neredeyse insanlar kadar çeşitlilik gösterir. Alışkanlıkları ve gelenekleri, at-adamlarınki kadar esrarlı kalmıştır. Ancak Denizhalkı dilinin üstesinden gelmiş büyücüler, onların doğal çevreye göre büyüklükleri değişen son derece örgütlü topluluklar halinde yaşadıklarından söz eder, bazıları da özenle inşa edilmiş evler yapmışlardır. At-adamlar gibi denizhalkı da varlık olmaktansa canavar olmayı tercih etmiştir.

Kayda geçen ilk denizhalkı Sirenlerdir (Yunanistan), Muggle edebiyatı ve resminde sıkça görülen güzel denizkızlarını ise daha sıcak sularda buluruz. İskoçya'nın Selky'leri ile İrlanda'nın Merrow'ları o kadar güzel değildir ama bütün denizhalkının ortak özelliği olan müzik sevgisini onlar da paylaşır.

DoksiDoksi (Isıran Peri) / Doxy

Doksi, oldukça farklı bir tür olmasına rağmen, çoğu kez perilerle karıştırılır. Periler gibi Doksi de minicik bir insan biçimine sahiptir, ancak Doksi kalın siyah kıllarla kaplıdır ve fazladan birer koluyla bacağı vardır. Doksi'nin kanatları kalındır, kavisli ve parlaktır, kınkanatlı böceklerin kanatlarına benzer. Doksilere bütün kuzey Avrupa ile Amerika'da rastlanır, soğuk iklimleri tercih ederler. Bir seferinde beş yüz yumurta yumurtlar ve onları gömerler. Yavrular yumurtadan iki ila üç haftada çıkar.

Doksilerin çift sıralı sivri, zehirli dişleri vardır. Isırılırsanız panzehir almanız gerekir.

DombazDombaz / Porlock

Dombaz, İngiltere'de Dorset'te ve Güney İrlanda'da bulunan bir at muhafızıdır. Saçaklı bir kürkle kaplıdır, başında çok miktarda kabarık saç vardır, burnuysa orantısız ölçüde büyüktür. Çift toynaklı iki ayağının üzerinde yürür. Kolları küçüktür, ucunda dört güdük parmak vardır. Yetişkin Dombazlar altmış santim civarındadır ve otla beslenirler.

Dombaz utangaçtır, atları korumak için yaşar. Ahırların samanlarına kıvrılır ya da korumak için yaşar. Ahırların samanlarına kıvrılır ya da koruduğu sürünün ortasına sığınır. Dombazlar insanlara güvenmez ve onlar yaklaşırken hep saklanırlar.

EjderhaEjderha / Dragon

Belki de sihirli canavarların en ünlüsü olan ejderhalar, en zor saklananlar arasındadır. Dişiler genellikle erkeklerden daha büyük ve saldırgan olur, ama gene de her iki cinse de sadece büyük beceri sahibi ve eğitilmiş büyücülerden başkası yaklaşmamalıdır. Ejderha derisi, kanı yüreği, karaciğeri ve boynuzu son derece sihirli özelliklere sahiptir, ancak ejderha yumurtaları A Sınıfı Ticareti Yapılamayan Mallar olarak tanımlanır.

On tür ejderha vardır, ne var ki bunların zaman zaman aralarında çiftleşmesi sonucu ender rastlanır kırmalar elde edilir. Safkan ejderhalar şunlardır:

 

Çin Ateştopu (Aslan Ejderha) / Chinese Fireball
Doğu'ya özgü tek ejderhanın son derece çarpıcı bir görünüşü vardır. Kırmızı ve düzgün pulludur, küçük kalkık burunlu yüzünün çevresinde altın dikenlerden tuhaf bir saçak ve adamakıllı pırtlak gözleri vardır. Ateştopu adını, kızdırıldığı zaman burun deliklerinden fışkıran mantar şeklindeki alevden almıştır. İki ilâ dört ton arası ağırlıktadır, dişisi erkeğinden daha büyüktür. Yumurtaları altın benekli parlak koyu kırmızıdır ve Çin büyücülerinin yararlandığı kabuklarına çok değer verilir. Ateştopu saldırgandır ama kendi türüne karşı çoğu ejderhadan daha hoşgörülü davranır, bazen kendi bölgesini başka bir, hatta iki ejderhayla paylaşmaya razı olur. Ateştopu çoğu memeliyi yer ama domuzlarla insanları tercih eder.

Hebrid Siyahı / Hebridean Black
Britanya'nın diğer yerel ejderhası, Gal'li arkadaşından daha saldırgandır. Her Hebrid Siyahı'na yaklaşık iki yüz elli kilometrelik bir bölge gerekir. Uzunluğu dokuz metre civarında olan Hebrid Siyahı, sert pullu, parlak mor gözlüdür, sırtında bir sıra sığ ama ustura keskinliğinde pütür vardır. Kuyruğunun ucunda ok biçiminde bir diken bulunur, kanatları yarasa kanatlarına benzer. Hebrid Siyahı daha çok geyiklerle beslenir, ama zaman zaman büyük köpekleri ve hatta sığırları yakaladığı da görülmüştür. Yüzyıllardır Hebrid'lerde oturan büyücü MacFusty klanı, geleneksel olarak kendi yerli ejderhalarının idaresini üstlenmiştir.

İsveç Kısaburnu / Swedish Short-Snout
İsveç Kısaburnu, derisi koruyucu eldiven ve kalkan yapımında kullanılan, gümüşi mavi, güzel bir ejderhadır. Burun deliklerinden fışkıran alev parlak mavidir ve keresteyi de, kemiği de birkaç saniyede küle dönüştürebilir. Kısaburun'un insan öldürme sabıkası çoğu ejderhanınkinden azdır ama yabanıl ve insan ayağı değmemiş dağlık bölgelerde yaşamayı tercih ettiği için bu da onun marifeti sayılmaz.

Macar Boynuzkuyruk / Hungarian Horntail
Bütün ejderha soylarının en tehlikelisi sayılan Macar Boynuzkuyruk'un siyah pulları vardır, kertenkeleye benzer. Gözleri sarı, boynuzları bronzdur ve uzun kuyruğundan yine bronz renkte dikenler çıkar. Boynuzkuyruk ateşi en uzun mesafeye soluyan ejderhalardan biridir (on beş metreye kadar). Yumurtaları çimento rengi ve çok sert kabukludur. Yavrular, dikenleri daha doğdukları anda bile iyice gelişmiş olan kuyruklarıyla kabuğa vurarak dışarı çıkar. Macar Boynuzkuyruk keçilerle, koyunlarla ve mümkün olduğu zaman da insanlarla beslenir.

Norveç Pütürlüsü / Norwegian Ridgeback
Norveç Pütürlüsü birçok yönden Boynuzkuyruk'a benzer, ancak onun kuyruk dikenleri yerine, sırtında çok belirgin kapkara pütürler vardır. Kendi türüne karşı haddinden fazla saldırgan olan Pütürlü, günümüzde gittikçe daha ender rastlanan ejderha soylarından biri haline gelmiştir. Büyük kara memelilerinin çoğu türüne saldırdığı bilinir ve bir ejderha için sıra dışı olsa da, suda yaşayan yaratıkları da yer. Kanıtlanmamış bir raporda, bir Pütürlü'nün 1802'de Norveç açıklarında bir balina yavrusunu kapıp götürdüğü öne sürülmektedir. Pütürlü yumurtaları siyahtır, yuvalar da ateş soluma yeteneklerini diğer cinslerin yavrularından daha çabuk geliştirir (bir ilâ üç ay).

Öbüruç Opalgözü / Antipodean Opaleye
Opalgöz, Yeni Zelanda'nın yerlisidir, ancak kendi memleketindeki alanlar azalınca Avustralya'ya göçtüğü de bilinir. Bir ejderha için alışılmadık biçimde, dağlar yerine vadilerde yaşar. Orta boydadır (iki ilâ üç ton). Yanardöner, inci gibi pulları ve ona adını veren parlak, çok-renkli, gözbebeksiz gözleriyle, belki de en güzel ejderha tipidir. Çok canlı kırmızı bir alev çıkartır ama ejderha standartlarına göre pek saldırgan sayılmaz ve karnı aç değilse nadiren öldürür. En sevdiği yiyecek koyunlar olsa da, daha büyük avlara saldırdığı da görülmüştür. 1970'li yılların sonundaki kanguru ölümleri dalgası, baskın bir dişi tarafından yurdundan sürülmüş erkek bir Opalgöz'den bilinmişti. Opalgöz yumurtaları açık gridir ve dikkatsiz Muggle'lar tarafından fosil sanılabilir.

Peru Zehirlidişi / Peruvian Vipertooth

Bilinen bütün ejderhaların en küçüğü ve en hızlı uçanıdır. Topu topu beş metre uzunluğunda olan Peru Zehirdişlisi pürüzsüz pullu, siyah pütürcükleri olan, bakır renkli bir ejderhadır. Boynuzları kısa, dişleri son derece zehirlidir. Gerçi Zehirdişli'nin keçiler ve ineklerle beslenmeye hiç itirazı yoktur ama insanlardan öyle hoşlanır ki, Uluslararası Büyücüler Konfederasyonu on dokuzuncu yüzyıl sonlarında ürkütücü bir hızla artan Zehirdişli sayısını azaltmak için yok ediciler göndermek zorunda kalmıştır.

Romen Uzunboynuz / Romanian Longhorn

Uzunboynuz'un koyu yeşil pulları ve avını kızartmadan önce deşerken kullandığı uzun, parlak altın renkte boynuzları vardır. Bu boynuzlar toz haline getirildiğinde iksir malzemesi olarak çok değer kazanır. Uzunboynuz'un anayurdu artık dünyanın en önemli ejderha koruma alanı haline gelmiştir, her milliyetten büyücü burada çeşit çeşit ejderhayı yakından inceleyebilir. Boynuzlarının ticareti yapıldığı için sayıları çok azaldığından, son yıllarda yoğun bir Uzun boynuz yetiştirme programı uygulanmıştır, boynuzları da artık C Sınıfı Ticareti Yapılır Madde olarak tanımlanmaktadır.

Sıradan Gal Yeşili / Common Welsh Green

Gal yeşili, yurdunun yemyeşil otlarıyla bütünleşse de, yuvasını, varlığını sürdürmesi için ona özel bir bölgenin ayrıldığı yüksek dağlarda kurar. Ilfracombe Olayı'nı saymazsak ejderhaların en az sorun çıkaranlarındandır. O da Opalgöz gibi koyunları tercih eder ve kışkırtılmadığı sürece insanlardan özenle uzak durur. Gal Yeşili'nin kolayca tanınabilen ve şaşırtıcı şekilde ahenkli bir kükremesi vardır. Ateşi ince fıskiyeler halinde püskürtür. Gal Yeşili'nin yumurtaları, yeşil benekli toprak kahverengisidir.

Ukrayna Demirgöbeği / Ukranian Ironbelly

En büyük ejderha türü olan Demirgöbek'in altı ton ağırlığa ulaştığı bilinir. Toparlak olan ve Zehirdişli'yle Uzunboynuz'dan daha yavaş uçan Demirgöbek, buna rağmen son derece tehlikelidir, konduğu yerleşim yerlerini ezecek yapıdadır. Pulları metalimsi bir gridir, gözleri koyu kırmızıdır, tırnakları da pek uzun ve yırtıcıdır. Demirgöbek'lerin bir tanesi 1799'da Karadeniz'den (neyse ki boş olan) bir yelkenliyi kapıp götürdüğünden beri, Ukrayna büyücülük yetkilileri tarafından sürekli gözaltında tutulmaktadır.

EkşirikEkşirik / Clabbert

Ekşirik, maymun ile kurbağa kırması gibi görünen, ağaçlarda yaşayan bir yaratıktır. İlk kez Amerika'nın güney eyaletlerinde ortaya çıktı, ama o zamandan beri dünyanın her yanına ithal edildi. Pürüzsüz ve tüysüz derisi benekli yeşildir, elleriyle ayakları perdelidir. Uzun ve esnek kollarıyla bacakları, Ekşirik'in bir orangutan çevikliğiyle daldan dala atlamasını sağlar. Başında kısa boynuzlar vardır, sırıtıyormuş izlenimi veren ağzı da ustura gibi keskin dişlerle doludur. Ekşirik en çok küçük kertenkeleler ve kuşlarla beslenir.

En belirgin özelliği ise, alnının ortasında bulunan ve bir tehlike hissettiğinde kırmızıya dönüşüp ışıldayan büyük kabartıdır. Amerikalı büyücüler vaktiyle, yaklaşan Muggle'lara karşı onları erkenden uyarsın diye bahçelerinde Ekşirik bulundururlardı ama Uluslararası Büyücüler Konfederasyonu'nun büyük para cezaları koyması üzerine bu uygulama büyük ölçüde sona erdi. Gerçi geceleyin Ekşirik kabartılarıyla ışıl ışıl yanan bir ağaç görmek dekoratif oluyordu ama komşularının neden haziran ayında hâlâ Noel ışıkları bulundurduğunu merak eden haddinden fazla Muggle'ı oraya çekiyordu.

ElemböceğiElemböceği / Glumbumble

Elemböceği (Kuzey Avrupa) gri, tüylü vücutlu uçan bir böcektir. Bihoş yapraklarının yenmesi sonucu ortaya çıkan çılgınlığa karşı panzehir olarak kullanılan, melankoliye yol açan bir pekmez üretir. Arı kovanlarını istila ettikleri duyulmuştur, bunun bal üzerinde feci etkileri olur. Elemböcekleri içi boş ağaçlar ya da mağaralar gibi yerlerde yaşar. Isırganlarla beslenirler.

FısırlopFısırlop / Lobalug

Fısırlop, Kuzey Denizi'nin dibinde bulunur. Lastiğimsi bir fıskiye ile bir zehir kesesinden oluşan, yirmi beş santim boyunda basit bir yaratıktır. Tehdit altında kalınca zehir kesesini kasar, saldırgana zehir fışkırtır. Denizhalkı Fısırlop'u silah olarak kullanır. Büyücülerin de iksirlerde kullanmak için zehrini çıkardığı görülmüştür ama bu uygulama sıkı bir denetim altındadır.

FuphupFuphup / Fwooper

Fuphup, çok canlı renkte tüyleri olan bir Afrika kuşudur. Fuphuplar turuncu, pembe, ıhlamur yeşili ya da sarı renkte olabilir. Tüyleri uzun zamandır gösterişli tüy kalemlerin yapımında kullanılan Fuphuplar, parlak desenli yumurtalar da yumurtlar. Şarkıları ilk başta hoşa gitse de sonuçta dinleyeni çıldırtır, bu yüzden de Fuphuplar üzerlerinde ayda bir pekiştirilmesi gereken bir Susturma Büyüsü'yle birlikte satılır. Bu yaratığın bakımı sorumluluk gerektirdiği için, Fuphup sahiplerinin ruhsat alması zorunludur.

Uygunsuz Uric bir keresinde Fuphup şarkısının aslında sağlığa yararlı olduğunu kanıtlamaya kalkışmış ve üç ay boyunca hiç durmaksızın bu şarkıyı dinlemiştir. Ne yazık ki bulguların sunduğu Büyücüler Konseyi ikna olmamıştır. Bunda Uric'in toplantılara sırtında sadece, yakından inceleyince ölü bir porsuk olduğu anlaşılan yarım bir perukla gelmesinin rolü olsa gerek.

GarkenezGarkenez / Grindylow

Boynuzlu, açık yeşil bir su şeytanı olan Garkenez, İngiltere ve İrlanda'nın her yerindeki göllerde bulunur. Küçük balıklarla beslenir, hem büyücülere hem de Muggle'lara karşı saldırganca davranır, ancak denizhalkının onları evcilleştirdiği görülmüştür. Garkenez'in, güçlü bir kavrayışı olan ama kolayca kırılabilen çok uzun parmakları vardır.

GizilgenGizilgen / Demiguise

Gizilgen, Uzakdoğu'da bulunur, ama bulun bulabilirseniz... Çünkü bu canavar kendini tehdit altında hissedince görünmez olma yetisine sahiptir ve yalnızca onu yakalamakta ustalaşmış büyücüler tarafından görülebilir.

Gizilgen barışçıl, ot yiyen bir canavardır. Görünüşüyle zarif bir maymunu andırır, çoğu kez tüylerinin örttüğü büyük, siyah, hüzünlü gözleri vardır. Bütün gövdesi uzun, ince, ipeksi, gümüşümsü tüylerle kaplıdır. Bu tüylerden Görünmezlik Pelerini dokunabildiği için, Gizilgen postu çok değerlidir.

GrifinGrifin / Griffin

XXXX

Griffin, Yunanistan'da ortaya çıkmıştır. Dev bir kartalın ön bacaklarına ve başına, buna karşılık bir aslanın gövdesi ve arka ayaklarına sahiptir. Sfenksler gibi Grifinler de büyücüler tarafından hazinelere muhafızlık etmekte kullanılır. Vahşi oldukları halde, birkaç usta büyücünün bir Grifin'le dostluk kurduklarına rastlanmıştır. Griffinler çiğ etle beslenir.

GulyabaniGulyabani / Ghoul

Gulyabani çirkin olsa da çok tehlikeli bir yaratık değildir. Biraz yapışkan, tavşan dişli bir umacıya benzer, genellikle büyücülerin tavan araları ya da ağıllarında oturur, burada örümcek ve güve yer. İnim inim inler ve zaman zaman etrafa öteberi atar ama temelde saftır ve ona çarpıp tökezleyene korkutucu bir şekilde hırlamakla yetinir. Muggle'ların ellerine geçmiş büyücü evlerinden gulyabanileri çıkarmak için, Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi ve Denetimi Dairesi'nde bir Gulyabani Hizmet Birimi vardır, ama büyücü ailelerinde gulyabani çoğu kez bir sohbet konusu ya da evin hayvanı halini alır.

HarmaçHarmaç / Shrake

Atlas Okyanusu'nda bulunan, tamamen dikenle kaplı bir balıktır. İlk Harmaç sürüsünün, 1800'lerin başlarında bir yelkenci büyücü ekibine hakaret eden Muggle balıkçılara karşı intikam olsun diye yaratıldığına inanılır. O günden sonra, denizin o bölümüne balık tutan Muggle'ların çektikleri ağlar, derinlerde yüzen Harmaç'ların marifetiyle, su yüzüne parçalanmış ve bomboş halde gelmiştir.

HırpıHırpı / Knarl

Hırpı (Kuzey Avrupa ve Amerika) Muggle'lar tarafından çoğu kez kirpiyle karıştırılır. Bir tek önemli davranış farklılığı hariç, iki tür gerçekten de birbirinden ayırt edilmez niteliktedir: Eğer bahçeye kirpi için yemek bırakılırsa, kirpi yemeği kabul eder ve bu armağanın keyfini çıkarır; öte yandan yiyecek ikram edilen bir Hırpı, ev sahibinin onu kandırıp tuzağa düşürmek istediğini sanır ve onun bahçe bitkilerini ya da bahçe süslerini darmaduman eder. Birçok Muggle çocuğu bu yüzden haksız yere haşarılıkla suçlanmıştır, oysa gerçek suçlu, tepesinin tası atmış bir Hırpı'dır.

HipokampusHipokampus / Hippocampus

Yunanistan kökenli Hipokampus, bir atın başıyla ön bacaklarına ve dev bir balığın arka bölümüyle kuyruğuna sahiptir. Bu türe en çok Akdeniz'de rastlandığı halde, 1949'da İskoçya açıklarında mavi renkte muhteşem bir örnek denizhalkı tarafından yakalanmış ve sonunda onlar tarafından evcilleştirilmiştir. Hipokampus'un büyük, yarı şeffaf yumurtaları vardır, bunların içindeki yavru dışarıdan görülebilir.


HipogrifHipogrif / Hippogriff

Hipogrif, artık dünyanın her yerinde bulunsa da, Avrupa kökenlidir. Dev bir kartalın kafasına ve bir atın gövdesine sahiptir. Evcilleştirilebilir, ama böyle bir işe yalnızca uzmanlar girişmelidir. Bir Hipogrif'e yaklaşırken, göz teması kesilmemelidir. Eğilip selam vermek iyi niyet gösterir. Eğer Hipogrif selamla karşılık verirse, ona yaklaşmak güvenlidir.

Hipogrif böcek bulmak için yeri kazar, ama kuşlarla küçük memelileri de yer. Yumurtlayacak olan Hipogrifler yerde yuvalar yapar ve bunların içine, yirmi dört saatte çatlayan, kolay kırılır, tek bir yumurta bırakır. Tüyleri henüz bitmiş yavru Hipogrif bir hafta içinde uçmaya hazır hale gelir ama annesine uzun yolculuklarda eşlik etmesi için aradan aylar geçmesi gerekir.

İfritİfrit / Troll

İfrit, üç buçuk metreyi aşan boyu ve bir tonun üstündeki ağırlığıyla korkutucu bir yaratıktır. Şaşılacak kuvvetine eş değer aptallığıyla tanınan ifrit, çoğu kez vahşice davranır, ne yapacağı da önceden kestirilemez. İfritler İskandinavya kökenlidir bugünlerde Britanya'da, İrlanda'da ve kuzey Avrupa'nın diğer bölgelerinde de bulunuyorlar.

İfritler genelde, ilkel bir dil izlenimi veren homurtularla konuşurlar. Ancak bazılarının insan dilini anladığı, hatta birkaç basit kelime konuşabildiği görülmüştür. Türün daha zeki olanları koruyucu olarak eğitilir.

Üç tür İfrit vardır: Dağ, orman ve nehir ifriti. Dağ ifriti en büyük ve vahşi olanıdır. Keldir, soluk gri renktedir. Orman ifritinin soluk yeşil bir derisi vardır ve bazı örneklerin yeşil ya da kahverengi, ince ve dağınık saçı da bulunur. Nehir ifritinin kısa boynuzları vardır, kıllı olabilir. Morumsu renktedir, genellikle köprülerin altına sinmiş halde bulunur. İfritler çiğ et yer ve avları konusunda seçici değillerdir. Bu avlar yabani hayvanlardan insanlara kadar geniş bir yelpaze oluşturur.

KabulukKabuluk / Bowtruckle

Kabuluk, çoğunlukla İngiltere'nin batısında, Güney Almanya ve bazı İskandinav ormanlarında bulunan ve ağaçların koruyucusu olan bir yaratıktır. Küçüktür (boyu en fazla otuz santim), iki küçük kahverengi gözü vardır ve ağaç kabuğu ile ince dallardan yapılmış gibi durduğundan, fark edilmesi çok zordur.

Böcek yiyen Kabuluk barışçıl ve son derece utangaç bir yaratıktır ama oturduğu ağaç tehdit altındayken, yuvasına zarar verme girişiminde bulunana oduncu ya da ağaç cerrahının üzerine atladığı ve uzun sivri parmaklarıyla gözünü oyduğu görülmüştür. Kabuluk'a tahta biti verilmesi onu, bir cadı ya da büyücünün ağacından asa tahtası almasına yetecek bir süre boyunca sakinleştirebilir.

KahşinKahşin (İrlanda Anka Kuşu) / Augurey

Kahşin kimi zaman başka Kuzey Avrupa ülkelerinde de bulunmasına rağmen, Britanya ve İrlanda'ya özgü bir kuştur. Zayıf ve kederli görünüşlü olan bu kuş yeşilimsi siyah renktedir ve küçük, az beslenmiş bir akbabayı andırır. Son derece utangaçtır, böğürtlen çalıları ya da dikenler arasında yuva yapar, büyük böceklerle perileri yer, sadece şiddetli yağmurda uçar, bunun dışında ise, gözyaşı şeklindeki yuvasında saklı kalır.

Kahşin'in pes perdeden ve titreşimli, kendine has bir çığlığı vardır. Vaktiyle bu çığlığın ölümü haber verdiğine inanılırdı. Büyücüler bu yürek parçalayıcı sesi duyma korkusuyla Kahşin yuvalarından kaçınırlardı. Sık bir çalılıktan geçerken göze görünmeyen bir Kahşin'in feryat ettiğini duyunca kalp krizi geçiren birden fazla büyücü olduğuna inanılır. Ancak sabırlı araştırmalar sonunda Kahşin'in sadece yağmur yaklaşınca şarkı söylediği anlaşılmıştır. Kahşin'e o gün bugün evin hava tahmincisi olarak rağbet edilmiş olsa da, çoğu kişi kış ayları boyunca onun durup dinlenmeden sızlanmasına katlanmakta zorlanır. Kahşin tüyleri, tüy kalem olarak işe yaramaz, çünkü mürekkebi geri püskürtürler.

Kanatlı AtKanatlı At / Wigned Horse

Kanatlı Atlar dünyanın her yerinde mevcuttur. Birçok değişik cinsleri vardır. Bunlar arasında Abraxan (son derece güçlü dev palominos), Granian (kır renkli ve çok hızlı) ve nadir Thestral'ı (siyah renktedir, görünmezlik gücüne sahiptir ve birçok büyücü tarafından talihsiz olarak kabul edilir) sayabiliriz. Hipogrif gibi Kanatlı At'ın sahibi de, düzenli aralıklarla ona Görüş Silme Büyüsü yapması gerekir.

KappaKappa

Kappa sığ göl ve nehirlerde yaşayan bir Japon su şeytanıdır. Genellikle, tüy yerine balık pullarına sahip bir maymuna benzediği söylenir. Başının üstünde, içinde su taşıdığı bir oyuk vardır.

Kappa insan kanıyla beslenir ama ona, üzerine birinin adı oyulmuş bir salatalık atılırsa, o kişiye zarar vermemeye ikna edilebilir. Bir büyücü Kappa'yla karşı karşıya geldiğinde onu kandırıp eğilerek selam vermesini sağlayabilirse eğer, başındaki oyukta duran su dışarı akar ve Kappa bütün gücünü yitirir.

KelpiKelpi / Kelpie

Bu Britanya ve İrlanda su şeytanı birçok biçime bürünse de, en çok, yele yerine hasır sazları olan bir at şeklinde görülür. Tedbirsiz kişileri kandırıp sırtına bindirince dosdoğru nehrin ya da gölün dibine dalarak binicisini yiyip yutar ve bir süre sonra kurbanın iç organları su yüzüne çıkar. Bir Kelpi'yle başa çıkmanın doğru yöntemi, Yerleştirme Büyüsü'yle kafasına bir gem geçirerek onu uysal ve tehlikesiz hale getirmektir.

Dünyanın en büyük Kelpi'si İskoçya'daki Loch Ness'tedir. En çok su yılanı biçimine bürünmeyi sever. Uluslararası Büyücüler Konfederasyonu gözlemcileri, onun Muggle soruşturma ekibi yaklaştığında susamuruna, tehlike savuşturulunca da aniden yılana dönüştüğünü görünce, gerçek bir yılanla karşı karşıya olmadıklarını fark etmişlerdir.

Kırmızı KafaKırmızı Kafa / Red Cap

Bu cücemsi yaratıklar eski savaş alanlarındaki deliklerde ya da insan kanının akmış olduğu yerlerde yaşarlar. Uğursuzluk büyüleri dâhil çeşitli büyülerler kolaylıkla püskürtülebildikleri halde, yalnız başına dolaşan Muggle'lar için büyük bir tehlike oluştururlar, karanlık gecelerde kafalarına vurarak onları öldürmeye kalkarlar. Kırmızı Kafalar'a en çok Kuzey Avrupa'da rastlanır.


KimeraKimera / Chimaera

Kimera aslan kafalı, keçi vücutlu ve ejderha kuyruklu, ender bulunan bir Yunan canavarıdır. Bir Kimera öldürmeyi şimdiye kadar tek bir kişi başarmıştır ve söz konusu talihsiz büyücü kısa süre sonra, harcadığı çabadan bitkin bir halde, kanatlı atından düşüp ölmüştür. Kimera yumurtaları A Sınıfı Ticareti Yapılamaz Mallar olarak sınıflandırılmıştır.

 

KrupKrup

Krup'un kökeni, İngiltere'nin güneybatısıdır. Çatallı kuyruğu dışında Jack Russell cinsi teriyelere çok benzer. Krup'un büyücüler tarafından yaratılmış bir köpek olduğuna neredeyse kesin gözüyle bakabiliriz, çünkü büyücülere son derece sadık, Muggle'lara karşı da yırtıcıdır. Müthiş bir leşçidir, yercücelerinden eski araba lastiklerine kadar her şeyi yer. Krup ruhsatları, Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi ve Denetimi Dairesi'nden alınabilir, ancak ruhsat için başvuran büyücünün Krup'u Muggle yerleşim alanlarında kontrol edebileceğini kanıtlayan basit bir testi tamamlaması gerekir. Yasalara göre Krup sahipleri, yaratık altı ila sekiz haftalıkken acı vermeyen bir Koparma Büyüsü ile kuyruğunu yok etmekle yükümlüdür. Bu şekilde Muggle'ların durumu fark etmesi önlenir.

KurtadamKurtadam / Werewolf

Kurtadam'ın Kuzey Avrupa'dan çıktığına inanılsa da, dünyanın her yerinde bulunur. İnsanlar sadece ısırılınca kurtadam olurlar. Bilinene bir tedavisi yoktur, ancak iksir yapımındaki son gelişmeler, en kötü belirtileri büyük ölçüde hafifletmiştir.

Genelde aklı başında ve normal olan ısırılmış büyücü ya da Muggle, ayda bir kez, dolunayda, gözünü kan bürümüş bir canavara dönüşür. Kurtadam, av olarak insanları tercih edip ille de onları araması açısından, fantastik yaratıklar arasında neredeyse benzersizdir.

KülbükülKülbükül / Ashwinder

Külbükül, sihirli ateşin (Uçuç tozu gibi sihirli maddelerin eklendiği herhangi bir ateşin) haddinden uzun süreyle kontrolsüz halde yanmasına meydan verilince yaratılır. Alev alev yanan kırmızı gözleri olan bu ince, soluk gri yılan, denetlenmemiş ateşin korlarından yükselir ve kendini içinde bulduğu mekânın gölgelerine doğru kayarak gider, arkasında kül izleri bırakır.

Külbükül sadece bir saat yaşar ve bu süre içinde de yumurtalarını bırakacağı karanlık ve korunaklı bir nokta arar. Sonra da toza dönüşür. Külbükül yumurtaları parlak kırmızıdır, şiddetli ısıyayarlar. Bulunup uygun bir büyüyle dondurulmazlarsa, o mekânı birkaç dakikada tutuştururlar. Evin içinde bir ya da daha fazla Külbükül'ün başıboş dolaştığının farkına varan büyücü, derhal onları bulmalı ve yumurtların olduğu yuvayı saptamalıdır. Bu yumurtalar bir kez dondurulduktan sonra Aşk İksiri yapımında çok değerlidir ve sıtma tedavisi için olduğu gibi yenebilir.

Külbükül'lere dünyanın her yerinde rastlanır.

LaçanLaçan / Murtlap

Laçan Laçan, İngiltere'nin kıyı bölgelerinde bulunana faremsi bir yaratıktır. Sırtında, deniz anemonunu andıran bir ur vardır. Turşusu kurulup yenince, bu Laçan urları lanetlere ve uğursuzluk büyülerine karşı direnci arttırır. Ancak dozu kaçırmak da göze hiç hoş görünmeyen mor kulak kıllarına yol açabilir. Laçanlar kabuklu hayvanları ve üstlerine basacak kadar budala olanların ayaklarını yer.

MantikorMantikor / Manticore

Mantikor, insan başlı, aslan gövdeli ve akrep kuyruğuna sahip, son derece tehlikeli bir Yunan canavarıdır. Kimera kadar tehlikeli olan ve onun kadar az bulunan Mantikor, kurbanını yiyip yutarken tatlı tatlı şarkı söylemesiyle bilinir. Mantikor derisi, bilinen büyülerin hemen hemen hepsini püskürtür, sokması da anında ölüme yol açar.

MıncıkMıncık / Kneazle

Mıncık artık dünyanın her yerine ihraç ediliyor olsa da, aslında ilk olarak Britanya'da yetiştirilmiştir. Benekli, lekeli ya da noktalı kürkü olan küçük, kedi g

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !